İnşaata dayalı büyüme devam ediyor!

Türkiye ekonomisi 2017’nin ikinci çeyreğinde yüzde 5,1 büyüdü. Ancak bu büyüme büyük ölçüde inşaat yatırımlarından kaynaklandı. İnşaat yatırımları hariç tutulunca ikinci çeyrekteki büyüme sadece yüzde 1,4 çıkıyor. İnşaat yatırımları, geçen aralık ayında hesaplanmaya başlayan 2009 baz yıllı yeni milli gelir serisiyle birlikte büyüme üzerinde daha fazla rol oynamaya başladı. İnşaat yatırımları daha önce 2010’un üçüncü çeyreğinden 2011 ’in son çeyreğine kadar olan dönem ile 2013’ün ilk çeyreğinden 2014’ün ilk çeyreğine kadar olan dönemde de büyümeyi çok etkilemişti.

Ekonomist Dergisi'nden Orhan Karaca'nın haberine göre, 2017’nin ilk iki çeyreğine ilişkin veriler, ekonomik büyümenin inşaat yatırımlarına dayandığı yeni bir dönemin içinde olduğumuzu gösteriyor. İnşaata dayalı büyümenin temel sakıncasını istihdama yeterince katkıda bulunamaması ve bunun sonucunda da işsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımı gibi konularda iyileşme sağlayamaması oluşturuyor. Bu konularda iyileşme sağlanması için üretken yatırımların desteklenmesi gerekiyor.

Türkiye ekonomisi 2017'nin ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 büyüdü. Bu oran Türkiye ekonomisinin yüzde 5 dolayı olarak kabul edilen potansiyel büyüme oranıyla bire bir örtüşüyor. Bu, ikinci çeyrekteki büyüme açısından olumlu bir noktayı oluşturuyor.

İNŞAAT HARİÇ BÜYÜME
Ekonomideki büyümeyi inşaat yatırımları hariç olarak hesapladığımızda, ikinci çeyrekte inşaat yatırımlarının büyüme üzerinde ne kadar baskın bir rol oynadığı daha iyi anlaşılıyor. Çünkü ikinci çeyrekte inşaat yatırımı hariç büyüme sadece yüzde 1,4 olarak çıkıyor. Bu da Türkiye şartlarında “durgunluk” diyebileceğimiz bir eşiğe karşılık geliyor. Türkiye şartlarında büyüme oranının yüzde 0-2 arasında yer almasını, nüfus artış hızına yakın olduğu ve kişi başına gelirde ciddi bir artışa yol açmadığı için, “ekonomik durgunluk” olarak kabul ettiğimizi daha önce birkaç kez bu sayfalarda yazmıştık. İnşaat yatırımı hariç olarak baktığımızda, ilk çeyrekteki ekonomik büyümenin de genel oranın epeyce altında kaldığını görüyoruz. Revize edilmiş son verilere göre ilk çeyrekteki büyüme oranı yüzde 5,2 oldu. Ancak inşaat yatırımı hariç tutulduğunda bu oran 1,5 puan daha düşük ve yüzde 3,7 olarak çıkıyor.

ÜÇÜNCÜ İNŞAAT FURYASI
İnşaat yatırımları ekonomik büyüme üzerinde bu kadar baskın rol oynamaya, geçen aralık ayında milli gelirin hesaplanma yönteminin değiştirilmesinden sonra başladı. İnşaat yatırımlarının 2009 baz yıllı yeni milli gelir serisindeki payı 1998 baz yıllı eski milli gelir serisindeki payının çok üzerinde bulunuyor. Üstelik nasıl hesaplandığını tam olarak bilemediğimiz bu inşaat yatırımlarında zaman zaman çok yüksek artışlar yaşanıyor. Bu dönemlerde de ekonomik büyüme inşaat yatırımlarıyla şişiyor. İnşaat yatırımları daha önce 2010’un üçüncü çeyreğinden 2011’in son çeyreğine kadar olan dönemle 2013’ün ilk çeyreğinden 20l4’ün ilk çeyreğine kadar olan dönemde de ekonomik büyümeyi çok etkilemişti. Son üç yılda ise inşaat yatırımlarının ekonomik büyüme üzerinde bu ölçüde bir etkisini görmemiştik. Ancak 2017’nin ilk iki çeyreğine ilişkin veriler, ekonomik büyümenin inşaat yatırımlarına dayandığı yeni bir dönemin içinde olduğumuzu gösteriyor. Üstelik bu kez inşaat yatırımı hariç büyüme önceki iki dönemdekinden de düşük hesaplanıyor. Önceki iki dönemde inşaat yatırımları hariç tutulduğunda da ekonomide kayda değer bir büyüme vardı. Bu üçüncü dönemde ise inşaat yatırımları hariç tutulduğunda yavaş büyümeye ve hatta durgunluğa karşılık gelen büyüme oranları ortaya çıkıyor.

NE SAKINCASI VAR?
Burada ekonomik büyümenin inşaat yatırımlarına dayalı olmasının ne gibi bir sakıncası olduğu sorulabilir. Esasında buna ilişkin bir ipucunu yukarıda verdik. Yukarıda makine ve teçhizat yatırımlarının ekonominin üretim kapasitesini artırdığını, inşaat yatırımlarının bu açıdan etkisinin ise zayıf olduğunu belirtmiştik. İşte bu durum inşaat yatırımlarının gelecekteki ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin de çok zayıf kalmasına neden oluyor.
inşaat yatırımları, yapıldıkları sırada, ekonomiyi belki de makine ve teçhizat yatırımları kadar olumlu etkiliyor olabilir. Çünkü bu yatırımlar da ciddi miktarda iş gücü istihdamını gerektiriyor ve ayrıca hazır betondan ev eşyasına kadar birçok sektöre de talep yaratıyor. Ancak inşaat tamamlandığında işler değişiyor. Makine ve teçhizat yatırımlarıyla kurulan yeni bir fabrika hem sürekli istihdama hem de sürekli katma değer yaratılmasına yol açarken, inşaat yatırımları tamamlandığında yaratılan istihdam ve katma değer çok sınırlı kalıyor. Yüzlerce konutluk bir site bile ancak bir avuç temizlik ve güvenlik görevlisine istihdam sağlayabiliyor. Bu görevlilerin yarattığı katma değer de fabrikada çalışanların yarattığı katma değerin yanına bile yaklaşemıyor. Üstelik fabrikada üretilen ürünlerin dış ticarete konu olup ihracatı artırması mümkünken konut sitesinde elbette böyle bir şey olmuyor.